Araç değer kaybı için kime karşı dava açılır? Araç değer kaybı davasının kime karşı açılacağını bilmeden önce araç değer kaybı davası nerede açılır, nasıl açılır, şartları nelerdir, yetkili mahkeme neresidir, görevli mahkeme neresidir gibi hususları bilmek şarttır. Aksi bir durumda en iyi ihtimalle usulden ret durumu ile karşı karşıya kalınacak ve maalesef kazadan kaynaklanan maddi kayıplar telafi edilemeyecektir.
Araç değer kaybı davasında Karayolları Trafik Kanunu’nun 97.maddesinde de belirtildiği üzere öncelikle kazanın kusurlu tarafının zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapan sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulacak.
Kusurlu tarafın sigortasına yapılan yazılı başvurunun ardından 15 gün geçmesiyle birlikte, sigortadan bir cevap gelmez ise yahut gelen cevap maddi açıdan zararı tazmin etmekten uzak ise ya dava yoluna gidilecek ya da 5864 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruda bulunulacak.
Dava yolu tercih edilecek ise görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemesi olmayan yerde ise Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Dava yolunda, davanın açılacağı yetki mahkeme ise zararın gerçekleştiği yer mahkemesi, kusurlu tarafın yerleşim yeri mahkemesi ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir.
5864 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru da yapılabilir. Sigorta Tahkim yolunun dava yoluna kıyasen daha hızlı netice üreten bir yoldur. Enflasyonist bir ortamda bu hızlı süreç yargılama esnasında maddi varlıklarımızın paranın değer kaybı karşısında nispeten de olsa korunmasında faydalı olabilir.
Kısaca değindiğimiz bu süreçleri sorunsuz şekilde tamamladıktan sonra teknik tabirle araç değer kaybı davasında husumeti kime yönelteceğimiz daha sade hali ile davayı kime açacağımız konusuna gelecek olursak:
Araç değer kaybı davası, kazanın zarar göreni tarafından; kazadaki kusurlu aracın sürücüsüne karşı açılabilir, kazadaki kusurlu aracın sahibine karşı açılabilir yahut kazadaki kusurlu aracın trafik sigortası şirketine karşı açılabilir. Ancak araç sürücüsünün yahut araç sahibinin tahsil kabiliyeti her zaman olmayabilir. Bu durumda husumeti yöneltmek açısından en mantıklı yol davayı aracın zorunlu mali sigortasını üstlenen sigorta şirketine karşı açmaktır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2.maddesi Avukatlığın amacını, mahiyetini ve yargılama sürecinde yapabileceklerinin çok güzel bir özetidir:
Avukatlığın amacı:
Madde 2 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/2 md.)
Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.
Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.
(Değişik üçüncü fıkra: 2/5/2001 – 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.
Sadece bu maddenin 3.fıkrasında dahi yargı organlarının, emniyet makamlarının, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin, özel ve kamuya ait bankaların, noterlerin, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara yardım etmekle mükellef olduğundan bahsedilmektedir. Buradaki birkaç cümle dahi yargılama sürecinin işleyişini bir avukat ile yürütmenin hem ne kadar önemli olduğunun hem de nasıl bir kolaylık sağladığını kanıtlar niteliktedir.